[email protected] | 0216 336 0506

Makaleler

Makaleler

KAPATILAN EĞİTİM BORCU DOSYASI YILLAR SONRA YENİDEN AÇILABİLİR Mİ?

“İdarenin kendi iradesiyle dosyayı kapatıp davalıyı ibra ettikten 5 yıl 9 ay sonra 16.10.2023 tarihli yeni bir idari işlemle aynı eğitim dönemi için borç tahakkuku işlemi TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz”

Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapmakta iken TSK’dan ayrılan müvekkil hakkında, yurt dışı doktora eğitiminin idare tarafından tek taraflı olarak yarıda kesilip sonlandırılması sonrasında çıkarılan borcun ödenmesi üzerine; davacı idarece 2018 yılında borcun tahsil edildiği ve öğrenim gideri dosyasının kapatılarak arşive kaldırıldığı resmi yazı ile bildirilmiştir. Ancak davacı idare, dosyayı kapatıp müvekkili ibra etmesinden yaklaşık 6 yıl sonra, aynı eğitim dönemi için yeniden borç tahakkuk ettirerek müvekkil ve müteselsil kefilleri aleyhine kamu zararının tahsili amacıyla alacak davası açmıştır.

İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada Mahkeme, 11/06/2026 tarihli kararıyla idarenin kendi iradesiyle dosyayı kapatıp davalıyı ibra ettikten yıllar sonra aynı eğitim dönemi için yeniden borç tahakkuk ettirmesinin TMK m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralı ve idareye duyulan güven ilkeleriyle bağdaşmadığını, ayrıca kefiller yönünden Yüklenme ve Müteselsil Kefalet Senedi’nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinde öngörülen geçerlilik (şekil) şartlarını taşımadığını belirterek davanın tüm davalılar yönünden reddine karar vermiştir:

"Davalının Birleşik Krallık'taki lisansüstü eğitiminin idarenin 10.02.2017 tarihli mesaj emri ile tek taraflı olarak yarıda kesilerek sonlandırıldığı, bu nedenle tahakkuk eden borcun davalı tarafından ödenmesi üzerine idarenin 04.01.2018 tarihli resmi yazısıyla öğrenim gideri dosyasının kapatılarak arşive kaldırıldığının davalıya bildirildiği, davacı idarenin kendi iradesiyle dosyayı kapatıp davalıyı ibra ettikten 5 yıl 9 ay sonra, 16.10.2023 tarihli yeni bir idari işlemle aynı eğitim dönemi için borç tahakkuku işlemi TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı anlaşılmakla yeniden talepte bulunulması mümkün görülmemiş, diğer davalı kefiller bakımından asıl borcun talep edilebilir olmaması karşısında kefiller bakımından da reddi gerektiği gibi ayrıca, dayanak 16.09.2014 tarihli Yüklenme ve Müteselsil Kefalet Senedinde, 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde öngörülen kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin ve müteselsil kefil sıfatının el yazısı ile yazılması şeklindeki geçerlilik şartlarının bulunmadığı anlaşılmakla bu nedenle de kefillerden herhangi bir talepte bulunulamayacağı anlaşılmakla davanın reddi gerekmiş..."

Hukuki Değerlendirme ve Emsal Niteliği

  1. Dürüstlük Kuralı ve İdarenin Kendi Eylemiyle Çelişmeme İlkesi (Venire Contra Factum Proprium): Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. İdarenin, kendi kararıyla eğitimi yarıda kesmesi, ardından hesaplanan tutarın ödenmesi üzerine borç dosyasını kapatıp borçluyu ibra etmesi, ilgili kişide "borcun tamamen sona erdiği" yönünde haklı bir beklenti ve güven yaratır. İdarenin yıllar sonra bu yöndeki kendi idari işlemini ve kabulünü yok sayarak yeniden borç tahakkuk ettirmesi, hukuki güvenlik ve dürüstlük ilkelerine açıkça aykırıdır.
  2. TBK m. 583 Uyarınca Kefalet Sözleşmelerinde Şekil Şartı: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi emredici nitelikte olup; kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunması halinde bu sıfatın kefilin kendi el yazısı ile yazılmasını şart koşmuştur. Kamu kurumları tarafından matbu olarak düzenlenen Yüklenme ve Müteselsil Kefalet Senetlerinde bu emredici şekil şartlarına uyulmaması, kefalet sözleşmesini kesin olarak hükümsüz kılar. Mahkeme kararı, idarenin matbu senetlerle kefillerden talepte bulunamayacağını bir kez daha teyit etmiştir.
  3. Asıl Borcun Talep Edilemediği Halde Kefilin Sorumsuzluğu: Kefalet, asıl borca bağlı fer'i bir haktır. Asıl borçlu yönünden ibra ve dürüstlük kuralı gereğince talep edilebilir bir borç bulunmadığından, fer'i nitelikteki kefalet borcu kapsamında kefillerden de ödeme talep edilmesi hukuken mümkün değildir.

Bu karar; mecburi hizmet ve eğitim gideri borçlandırılması süreçlerinde kamu idarelerinin keyfi ve geriye dönük borç çıkarma işlemlerine sınır çizmesi, hukuki istikrarı koruması ve idari yüklenme senetlerindeki kefalet şartlarının kanuni geçerliliğini vurgulaması bakımından emsal nitelik taşımaktadır.

 


Yol Tarifi