Ramazan Bayramı’nın ilk günü görev yapılan üs bölgesini bayramlaşma amacıyla ziyaret eden bir üst ile bölük komutanı olarak görev yapan Üsteğmen rütbesindeki müvekkil arasında, üs bölgesindeki karşılama ve hazırlıklar gerekçe gösterilerek bir tartışma yaşanmıştır. İddiaya göre; müvekkilin üstüyle konuşurken esas duruşta durması gerekirken rahat vaziyette durduğu, yapılan uyarılara rağmen esas duruşa geçmediği veya el-kol hareketleriyle esas duruşunu bozduğu ileri sürülerek hakkında 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 87/1. maddesi uyarınca “Emre İtaatsizlikte Israr” suçundan kamu davası açılmıştır. Bu kapsamda açılan kamu davasında Hakkari Asliye Ceza Mahkemesi sanığın üzerine atılı suçun oluşabilmesi için verilen emrin hizmete ilişkin olması gerektiği, ancak iddia konusu sanığın esas duruşa geçmemesi şeklindeki eyleminin hizmete ilişkin olmadığından sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu sebeple yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından sanığın müsnet suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar vermiştir:
“Olay tarihinde sanığın, P. Kur……..'e karşı üstüyle konuşurken esas duruşta durması gerekirken rahat bir vaziyette "neyse boşverin … " dediği, yapılan ikazdan sonra da esas duruşa geçmemesi şeklindeki eylemi nedeniyle 1632 sayılı ASCK'nın 87/1. maddesinde düzenlenen "emre itaatsizlikte ısrar" suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin 2018/5245 Esas 2019/1817 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği şekilde sanığın üzerine atılı suçun oluşabilmesi için verilen emrin hizmete ilişkin olması gerektiği ancak iddia konusu sanığın esas duruşa geçmemesi şeklindeki eyleminin hizmete ilişkin olmadığından sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı bu sebeple yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşılmakla sanığın müsnet suçtan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.”
Askeri Ceza Kanunu'nun 87/1. maddesinde düzenlenen "emre itaatsizlikte ısrar" suçunun oluşabilmesi için askeri hizmete ilişkin, açık, kesin ve anlaşılır bir emrin varlığı, bu emrin hiç yapılmamış olması ve suç işleme kastı ile hareket edilmiş olması gerekmektedir. Kanun koyucu emrin "hiç yapılmaması" durumunu suç saymış olup; emrin eksik yapılması veya değiştirilerek yapılması durumunda ceza hukuku değil, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 19/1-a maddesinde düzenlenen disiplin müeyyideleri devreye girmektedir. Diğer taraftan TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği uyarınca amir ve üst kavramları birbirinden tamamen farklıdır. İç Hizmet Yönetmeliği'nin 150. maddesi uyarınca amirin huzurunda emir alan bir astın derhal esas duruşa geçmesi zorunlu iken, rütbece büyük olan üstün karşısında -mevzuatta sayılan sınırlı emniyet nöbetleri gibi istisnalar haricinde- astın esas duruşa geçme zorunluluğu bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta da müvekkilin amiri pozisyonunda olmayan, yalnızca rütbece üstü pozisyonunda olan asker kişinin müvekkile yönelik "esas duruşa geç" şeklindeki müdahalesi mevzuatta tanımlanan bir hizmet emri niteliğinde değildir. Dolayısıyla, ortada hukuken karşılığı olan hizmete müteallik bir emir bulunmadığından, bu duruşun bozulması veya yerine getirilmemesi askeri bir suça sebebiyet veremez. Kanunilik ilkesinin bir gereği olarak, yasa koyucunun disiplinsizlik olarak nitelendirdiği fiillerin zorlama yorumlarla hapis cezası gerektiren suç tiplerine sokulmaya çalışılması normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır. Mahkemenin vermiş olduğu bu beraat kararı, askeri personelin haklarının korunması, amir-üst yetki sınırlarının çizilmesi ve esas duruş gibi şekli askeri davranışların sınırlarının hukuken belirlenmesi açısından emsal niteliğindedir.